ÖZEL EĞİTİMİN GAYRIRESMİ TARİHİ
Türkiye’de özel eğitim
hizmetlerinin kuruluşu ve yaygınlaşmasında en büyük rolü öncü kişiler oynuyor
elbette. Dolayısı ile ülkemizde bu işin tarihçesinden söz ederken kişisel
öykülerden yararlanmamak haksızlık olurdu.
80 li yıllardan itibaren
Kadıköy’den başlayarak özel eğitimin kurumlaşması için ciddi çaba harcayan pek
çok öncü isimden birisi de Eğitim Uzmanı Yunus Cingöz.
Yunus
Cingöz'ün anlattıklarına bakılırsa; 80 yıllarda eğitim süreci içinde angarya
hizmet olarak görülen ve merkezle ters düşenlerin kızağa çekildiği yer olan özel
eğitim hizmet birimlerinde, engelli çocukların toplanması da tam bir alaylı
marifeti. Okullardan sevk edilen başarısız öğrenciler üzerinde çalışılarak ve
farklı tanı gruplarından numuneler! alınarak tanıları öğreniyorlar. İşi işte
öğrenen kuşaktan geliyor Yunus Cingöz. Birer ikişer alınan vakalarda başarı
sağlanınca evlerde bile özel eğitime başlanıyor.
Birer ikişer çabanın
yetmeyeceği düşünülerek özel eğitim hizmetlerini yaygınlaştırma ve kurumlaştırma
çabası ile kaymakamlık destekli Rehberlik Araştırma Ve Dayanışma Derneği
kuruluyor. Ve bunları yaparken, en çok da; bakanlık içindeki yöneticilere dahi
özel eğitimi anlatmak (öğretmek) zorunda kalmaları dokunuyor.
Sınıfların
arkasına atılan engelli çocukların eğitimi için kadroların da arkasına atılan,
angaryaya razı öğretmenlerle kollar sıvanıyor. “Deliler sınıfı” tanımına bile
göğüs gerilerek özel alt sınıf açtırma gayretlerine girişiliyor, kömürlüklerden
“özel” alt sınıflar yaratılıyor.
Yaptıklarını duyurmak ve toplumsal destek
alabilmek amacıyla başvurdukları gazetecilerin sansasyonel manşetleri yüzünden
zor durumda kalıyorlar ama kızamıyorlar da. Çünkü; bakanlığa yaptıkları
kurumlaşma başvurularına il müdürünün gösterdiği defansın yanında basit bir
ayrıntı gibi kalıyor bu.
90’lı yılların başında Kadıköy Yoğurtçu
Parkı’nda yapılan Özel Eğitim Festivali / Seminerleri ertesi yıllarda bütün
ülkeye yayılıyor. Kadıköy Belediyesi’nin mekan ve finansman desteği büyük güç
veriyor kendilerine. Moda semtinde özel eğitim için bağışlanan araziyi ve
üzerindeki köşkü, lojman yapmaya niyetlenenlerin ellerinden kaçırma çabaları ve
yardımseverlerin katkıları ile adam etmeleri, yerleştikten sonra da tamamı ile
çocuklar üzerinde deneme yanılma yoluyla kendi eğitim programlarını yaratmaları
gibi, zamanın zihniyetini yansıtan birçok anı kırıntısı var Yunus Cingöz’ün
belleğinde.
Bugüne geldiğimizde ise; Yunus Cingöz, başlangıç evresindeki
bürokratik engellerin yirmi yıl sonra bile hala sürmesinden (ya da
desteksizlikten), kurumlaşmanın kısa sürede özelleşmeye ve piyasalaşmaya
dönüşmesinden, özel eğitim merkezlerinin plansız ve uygunsuz açılmasından, bunun
sonucunda da sektör dışından insanların tatlı para kazanmak amacı ile diploma
kiralayarak sektöre dadanmalarından, özel eğitim yöntemlerinin yenileşmemesinden
yana da oldukça dertli.
Kendisine ve onun kişiliğinde diğer öncü
eğitimcilere minnettarlıkla teşekkür ederek bugünün Türkiye’sine geliyoruz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder