...Hoş Geldiniz...BlogSedaT...Türkiye'de Özel Eğitim Ve Makaleler...

5 Nisan 2012 Perşembe

TÜRKİYE'DE ÖZEL EĞİTİM


TÜRKİYE'DE ÖZEL EĞİTİM
      

Kendinizi çocuk bekleyen bir çiftin yerine koyun ve gözünüzde bir sahne canlandırın. Zamanında ve sağlıklı bir çocuğunuz doğdu. Bebeğinizin sağlıklı gelişmesine azami dikkat gösteriyorsunuz. Birkaç aydan sonra bebeğinizin çevresine tepki vermediğini, ya da yaşıtları gibi büyümediğini gözlüyorsunuz (ya da çevreden söyleniyor). İçinizi bir kuşku kemiriyor. İlk fırsatta bir doktorun kapısını çalıyorsunuz. Doktorunuz; bazı değerlendirmelerden sonra size "otizm olabilir" diyor. Tedavisini sorduğunuzda, hayatınızda ilk defa duyduğunuz "özel eğitim" ifadesi karşınıza çıkıyor.

Ya da bir başka tablo. Yolunda giden bir hamilelik planlarken, daha anne karnında çekilen ultrasonlarda "gelişiminin zayıf olduğu" söyleniyor. O günden sonra sizi yakalayan hayal kırıklığı gürbüz bir çocuk beklentisini sancılı bir kuşkuya çeviriyor. Doğduktan sonra da; yaşıtları gibi, zamanında başını dik tutamaması, hatta kıpırdamaması nedeniyle gittiğiniz doktorunuzun bunun bir "beyin felci", tıbbi tabiri ile ""serebral palsi" olduğunu söylemesiyle yaşadığınız hayal kırıklığına bir de doğum sonrası anne depresyonu ekleniyor. Tedavisini sorduğunuzda alacağınız yanıt gene aynı: "yaşam boyu özel eğitim".

Kliniklere başvuran onlarca aile her gün bu tabloyu yaşıyor. Teşhisler farklı olabilir. Çocukların gelişimim geriletecek farklı sıklık ve yoğunlukta onlarca hastalık var ama yaşanan süreç çoğu durumda aynı. Konuya yabancı olanlar için "özel eğitim" ifadesi çok fazla anlam ifade etmeyebilir ama özürlü (ya da engelli) çocuk büyüten ailelerin yaşamlarının temel ekseni neredeyse.



Gelişme geriliği olan çocukların özel eğitiminden söz edildiğinde, yapılan iş; çocuğun zayıflıklarını düzeltmeye ya da iyileştirmeye çalışmak ya da zayıflıklarından en az zarar görmesini sağlayacak beceriler öğretmek. Bunun içinde göz göze bakmayı başarmak da var, basit bir kutuya uzanıp tutabilmek de var, tuvaletinin geldiğinin farkında olması da var. Öğretilecek olanın içeriği basit olabilir ama bu becerileri verimli çalışmamakta direnen kaslara ve beyine öğreteceksiniz. Çocuk aylar içinde öğrendiği bir beceriyi unutacak, yeni baştan aylarca yine öğreteceksiniz. Bir başka deyişle iğneyle kuyu kazacaksınız. Anne babaların sabırlarına ve beklentilerine de kafa yormayı unutmadan.

Türkiye’de özel eğitimle ilgili olarak; okul ve eğitimci sayısından tutun da, verilen eğitimin kalitesi, özel eğitimciler, doktorlar vb farklı disiplinlerin işbirliğine, yönetmeliklerdeki boşluklara kadar birçok alanda eksikler var. Bizler de Çocuk Ajandası’nın ilk özel dosyasını “Türkiye’de Özel Eğitim” başlığı altında bu konuya ayırdık ve alanda çalışan uzmanların saptamaları ve çözüm önerileri ışığında konuyu tartışmaya açtık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder